BASINA VE KAMUOYUNA

Biz aşağıda imzası bulunan Bölge Baro Başkanları; TCK 301. maddesinin
düşünce ve ifade özgürlüğü önünde ciddi bir engel olduğunu belirtmek isteriz. Türkiye’de düşüncelerini ifade eden çok sayıda aydın, sanatçı, yazar ve insan hakları savunucusu hakkında TCK nın 301. maddesinden dolayı soruşturma ve kovuşturma açıldığı bilinmektedir. Açılan bu soruşturmalar ve davalar sonucunda insanlar hedef haline getirilmekte ve linç kültürü yaratılmaktadır. Düşüncesini açıklayan insanlar vatan haini ilan edilip hedef yapılmaktadır. Nitekim gazeteci, düşünür Hrant Dink yaratılan bu ortam nedeniyle uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir. Bu nedenle şiddeti övmeyen, içermeyen her düşüncenin özgürce ifade edilebilmesi için, düşünce ve ifade özgürlüğü önünde engel maddelerden biri olan TCK. nın 301. maddesinin bir bütün olarak kaldırılmasından yanayız.

Eğer TCK. 301. maddesi bir bütün olarak kaldırılmayacaksa yasada yer alan Türklük kavramının vatandaşlık bağı esas alınarak tanımlanması gerektiği düşüncesindeyiz. Yasa metnindeki Türklük kavramı; Türklere özgü ortak kültürü tanımlamaktadır. Vatandaşlık bağının esas alınması durumunda; ülkemizde mevcut tüm meşru toplumsal yapılanmalar (dinsel, etnik, kültürel, sosyal) hukuki korumadan yararlanacaklardır.

Yine madde metninde; Yasama, Yürütme ve Yargı kurumları dışında güvenlik teşkilatları da koruma kapsamına alınmıştır. Devletin çok sayıda kurumu olmasına rağmen (sağlık, eğitim, maliye… vb.) sadece güvenlik kurumlarının koruma altına alınması bu maddenin düşünce ve ifade özgürlüğünü engellemeye yönelik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ülkemizde güvenlik kurumlarına ilişkin ciddi insan hakları ihlalleri iddiası halen mevcuttur. Bu hak ihlallerine karşı çıkan insan hakları savunucuları hakkında yaptıkları açıklamalardan dolayı TCK 301. maddesinden soruşturma ve kovuşturmalar açılmaktadır. Halen insan hakları alanında çalışmalar yürüten çok sayıda avukat hakkında insan hakları ihlallerinde yaptıkları açıklamalardan dolayı soruşturmalar açılmıştır. Bu nedenle madde kapsamında sadece yasama, yürütme ve yargı kumrunun koruma altına alınmasını “ askeri ve emniyet teşkilatı” kavramının çıkarılmasının daha uygun olacağı düşüncesindeyiz.

Yine madde metinin maddi unsuru bakımından kullanılan  “aşağılama” yerine “hakaret” kavramını kullanılması daha uygun olacaktır. Hakaret kavramı hukukumuzda yerleşik ve teknik hukuk bakımından daha belirgin bir ifade olduğu gibi sınırları daha belirgin ve daha objektif bir kavramı ifade etmektedir.

Maddenin son fıkrasında yer alan “ Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” fıkrası da anlamsız olduğundan madde metninden çıkarılmalıdır.

Sonuç olarak; düşünce ve ifade özgürlüğü önünde ciddi engellerden biri olan TCK nın 301. maddesinin bir bütün olarak kaldırılması yönünde düşüncelerimizi belirtir, saygılarımızı sunarız. 31.01.2007.









 
Av.Timur DEMİR                 Av.Sedat ÖZEVİN                 Av.Meser YÜREK
Ağrı Barosu Başkanı             Batman Barosu Başkanı          Bitlis Barosu Başkanı



Av.Sezgin TANRIKULU             Av.Nevzat ANUK                 Av. Azat YILDIRIM
Diyarbakır Barosu Başkanı      Hakkari Barosu Başkanı          Mardin Barosu Başkan Vekili


Av.M. Sait SEVER              Av. M. Ali ÖZEL                  Av.Nuşirevan  ELÇİ
Muş Barosu Başkanı            Siirt Barosu Başkanı             Şırnak Barosu Başkanı


Av.Özgür Ulaş KAPLAN         Av.Ayhan ÇABUK
Tunceli Barosu Başkanı         Van Barosu Başkanı