Batman Barosu
Ana sayfa | Avukatlarımız | Konuk Defteri | İnsan Kaynakları | Linkler | Bilgi Edinme | Bize yazın
25.11.2008 Tarihli Basın Açıklaması
29.12.2008 Tarihli Basın Açıklaması
13.03.2009 Tarihli Basın Açıklaması
12.11.2009 Tarihli Basın Açıklaması
16.11.2009 Tarihli Basın Açıklaması
20.11.2009 Tarihli Basın Açıklaması
06.12.2009 Bölge Baroları Basın Açıklaması

 

BASINA VE KAMUOYUNA
 
Bilindiği gibi, 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi Türkiye de dahil olmak üzere yaklaşık 191 ülke sözleşmeyi imzalamış ya da onay ve katılma yoluyla taraf devlet durumuna gelmiştir. Türkiye bu sözleşmeyi 14 Eylül 1990 tarihinde imzalamış ve 2 Ekim1995 tarihinde 17. 29. ve 30. maddelerine çekince koyarak kabul etmiştir. 27 Ocak 1995 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Türkiye bu Sözleşmeyi onaylamakla sözleşme hükümlerinin tüm ulusal hukuk mevzuatının üstünde olduğunu kabul etmiş ve bu sözleşmeye aykırı iç hukuk mevzuatını uyarlamayı taahhüt etmiştir.
 
Bu sözleşmede ulusal yasalarda nasıl tanımlanırsa tanımlansın on sekiz yaşına kadar her insanın çocuk olarak kabul edilmesi gerektiği, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan haklara sahip olduğu, bu hakların ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanması gerektiği ilkesi benimsenmiştir.
 
Sözleşmeye göre, her çocuğun, temel yaşam hakkının yanında, nüfus kütüğüne kaydolma, isim, vatandaşlık ve mümkün olduğu ölçüde anne-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkı vardır. Buna paralel olarak, taraf devletlerin, çocuğun kimliği, tabiiyeti, isim ve aile bağları dahil olmak üzere her türlü koruma hakkına saygı gösterme ve bu konularda yasa dışı müdahalelerde bulunmama yükümlülüğü bulunur.
Taraf ülkeler bu sözleşmeyi hazırlarken çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havası içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul etmişlerdir. Ayrıca çocuğun, toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini savunmuşlardır.
Taraf Ülke olarak Türkiye’nin Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar 14 yılda gelinen noktada sözleşmenin öngörüleri ve gerekleri bakımından tatmin edici olmaktan çok uzaktır.
            Bugün, dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve müdahale edilmesi daha zor bir şekilde artmaktadır. Bütün dünyada çocuklar kötü davranışa, ihmale, şiddete, sömürüye, cinsel tacize uğramakta, uyuşturucuya kurban gitmekte; savaşların tam ortasında, açlık sınırında yaşam mücadelesi vermektedir..   
 
            Dünyada kız ve erkek çocukları arasında eşitsizlikler yaygınlaşmakta ve beslenme yetersizliğinden kaynaklanan ölümler bilhassa kız çocuklarında giderek artmaktadır. 1 milyar çocuk sağlıklı ev ortamından uzakta büyümekte ve 20 milyon çocuk evsiz, 7 milyonu mülteci olarak yaşamaktadır. 
Çocuklar, evlerinde, okulda, kamusal alanda şiddete maruz kalmaya devam etmektedirler. Küçük kız çocukları cinsel sömürünün aracı olarak kullanılmaktadır Çocuk hakları ile ilgilenen hükümet dışı kuruluşlar tarafından yapılan araştırmalar Türkiye'de her 5 çocuktan birinin çalıştığını ortaya koymaktadır. Yine yapılan çalışmalar sağlığa zararlı işlerde çalışan çocukların oranının yüzde 60'lar civarında olduğuna işaret etmektedir. Tüm bu karanlık tablo bizlere, çocuk hakları için daha çok çaba göstermemiz gerektiğini göstermektedir.
Ülkemiz açısından mevzuatımıza yer alan, çocuk haklarının hayata geçmesini önleyici maddeler ayıklanarak, sözleşmeye uygun hale getirilmedir. Özellikle bölgemizde okul çağındaki çocuklar Terörle Mücadele Kanunu ve nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmakta ve bu şekilde çocuğun gelişim ve eğitim hakkı engellenmektedir. 
 Bu nedenle acil olarak; Terörle Mücadele Yasası, Çocuk Hakları Sözleşmesi ile uyarlı hale getirilerek çocuğun yaşının gereği bulunması gereken aile ve okul ortamına dönüşü sağlanmalıdır.
Çocuk Koruma Kanununda suça sürüklenen çocuk ve suç mağduru çocuklar için öngörülen tedbirlerin kağıt üzerinde kalışı ve uygulama için yeterli yer ve imkanın sağlanmayışı nedeniyle beklenen fayda asgari düzeyde kalmaktadır.                                            Halen 50 kişilik sınıflarda eğitim görmek zorunda bırakılan, taşrada taşımalı eğitimin zorluklarına muhatap olan binlerce çocuğun eğitim hakkı ihlal edilmektedir. Okullarda çocukların haklarını öğrenmesini destekleyici programlar halihazırda mevcut değildir.
Taraf Devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin önemini kavrayarak çocuk haklarının hayata geçirilmesi, geliştirilmesi ve korunmasında etkin ve etkili çözümler üretmesini dilemekteyiz.
Batman Barosu olarak, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temel dört ilkesi olan
çocuklara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yaşama ve gelişmesi, çocuğun öncelikli yararı ve korunması ve çocuğun katılımına ilişkin kalıcı politikalar oluşturmaya, tüm uygulamaları bu yönde geliştirmeye, çocuğa üretilen her hizmeti bu yaklaşımla izlemeye, Çocuk Haklarının takipçisi, koruyucusu görevini layıkıyla yerine getirmekte azami çabayı göstermeye ve bundan sonra da bu hassasiyetle devam edeceğimizi bildirir; kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Yarınımızın yetişkinleri çocukların Dünya Çocuk Hakları Gününü barış, sevgi ve başarı temennileri ile kutlarız.
                       
               Batman Barosu
 
Yazdyrylabilir Sayfa yazdırılabilir sayfa | Bu konuyu arkadaşına gönder arkadaşıma gönder
Adres: Adiye Binası Kat:1 BATMAN
Baro Tel:+90(488)213 95 52 | Fax:+90(488)213 95 52 | Email:bilgi@batmanbarosu.org.tr

Bu site, SDD tarafından yapılmıştır.
Bu sitenin içerik ve yer sağlayıcısı Batman Barosu'dur.
Ziyaretçi Sayısı